13 Kasım 2018 10:58          Ana Sayfa Ana Sayfa    Fotoğraf Galeri Foto Galeri    Video Galeri Video Galeri    Video Galeri RSS    İletişim    Künye    Sitene Ekle         
 
“Hatırlat, muhakkak ki hatırlatma fayda verir” / Lokman Koç - Mardindosthaber
“Hatırlat, muhakkak ki hatırlatma fayda verir”
Lokman Koç /
 
04 Ekim 2018 Perşembe Saat 09:22

Allah'ın adıyla,
Toplum olarak sonunu kestiremediğimiz bir durumu yaşıyoruz.
Şeytan insanoğlunun üzerindeki zannını gerçekleştirdi. İnsanlığı yoldan çıkardı.
Ama nankör ve cahil insanoğlu Rabbinin bütün uyarılarına rağmen üzerindeki bütün nimetleri görmezden gelerek nankörlük yolunu seçti.
Nasıl mı?
Şu halimize bakın.
Kendimiz artık kim olduğumuzu unutmuşuz.
Çocuklarımıza bakın maddiyatın nimetleri ile nasıl şımarmış, onları maneviyat lezzetinden uzak bir harabeye çevirmişiz.
Allah'ı, Resul’ünü, Kitabını, Kimliğini unutmuş bir toplum 
Ve toplumum yeni nesilleri olan çocuklarımız İslam’dan habersiz, insafsızca ateşe terkedilmiş bir vaziyette değil mi?
Kızlarımız bizim mi?
Hayânın, edebin, iffetin kızlarımızın süsü olduğunu nasıl unutmuşuz?
Örtünün, tesettürün kadın ve kızlarımızın kalesi olduğunu, 
Bizim İslam’dan başka dinimizin, Kuran’dan başka kitabımızın, Hz Muhammed’den başka rehber ve kurtarıcımız olmadığını ne zaman unuttuk?
Kurtuluşumuzun İslam’ı yaşamak ile mümkün olacağını hepimiz bildiğimiz halde, artık birbirimize “iyiliği emretmeyi ve kötülükten sakındırmayı” bile fazla görüyoruz.
En hayırlı ümmet olmanın ‘birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye’ etmenin olduğunu bildiğimiz halde,
Hata, kusur ve günahlarımıza rağmen,birbirimizi uyarmamanın, ihtar etmemenin 
Allah katında topluca helaka sebebiyet verdiğini Allah bize kitabında hatırlatmadı mı?
Yahudi ve Hristiyanların toplu helaka uğramalarının sebebi şüphesiz alimlerinin, bilginlerinin
Toplumdan el çekip karışmaması, birinin diğerine karşı ‘bane ne’ tavrından kaynaklandığını hepimiz okumuşuzdur.
Şimdi bu hastalıklı halimize ne yapalım?
Toplum olarak kanserden daha tehlikeli manevi bir hastalığı tüm hücrelerimizle yaşıyoruz.
Hastalığımız belli,
Reçetemiz gözümüzün önünde,
İlacımız yanı başımızda.
Ve biz buna rağmen bu ilacı kullanma niyetinde değiliz.
Bilmekten çok uygulamıyoruz.
Sabahtan akşama kadar eksiklerimizi hatalarımızı karşılıklı oturup sayıyoruz.
Eee o zaman kalkın bunu pratiğe geçirelim diyoruz.
Sonra bakıyoruz şeytan ve nefis üzerimize çullanıyor.
Eski duruma devam ediyoruz.
Yani nefsimizin bize dayattığı hayatı din haline getirdik ve dinimizi yaşıyoruz zannediyoruz.
Artık ümidimizi kesmiş bir vaziyette hem kendimize hem topluma bakakalıyoruz ellerimiz bağlı.
Bizim hastalığımız dinimizi bilmemek, araştırmamak, uygulamamak.
Birbirimize ‘hikmetle ve tatlı sözle ikaz etmemek’.
Dolayısıyla maneviyattan yoksun bir toplum bir millet ve ebeveynler oluyoruz.
Çocuklarımıza acilen İslam’ı aşılayacak; Kuran Kerim’in hükümlerini belletecek projeler uygulamalıyız.
En azından Müslüman olduğumuzu, hem kendimize hem çocuklarımıza hatırlatmalıyız.
Bu dünyanın bir imtihan yeri olduğunu mutlaka belletmeli ve imtihan dünyasında insanın nasıl başarılı olması gerektiğini dile getirmeliyiz.
‘Gerçek yaşamın ahiret olduğunu’ bizim gerçek rahat edeceğimiz yerin orası olduğunu dile getiri onlara 
Allah'ın rızasını kazandıracak kişiliği ve meziyetleri onlara anlatmalıyız. Yoksa bu durum Allah korusun çocuklarımızın dinden uzaklaşmasına,
Allah ile bağlarının zayıflamasına sebebiyet verecek ve akıbetlerinden asıl sorumlu bizler olacağız.
Şöyle düşünelim komşumuzun evini ateşler salsa biz bu olaya karşı vurdumduymaz mı olacağız?

Yoksa bütün imkanları seferber edip o ateşi mi söndüreceğiz?
Ve yahut sabah kalktık daha güneş doğmadan baktık ki evimiz yanıyor çocuklarımız bu durumdan habersiz mışıl mışıl uyuyor.
Bir çırpıda onları kaldırıp zarar görmesinler diye kaçırmaz mıyız ateşten?
Tabii ki her iki durumda acil müdahale ederiz.
Anlatmak istediğim; günahlara alışmış bir toplum manen yanıyor demektir. Bu komşumuzun yanan evi misali bunlara acil çözümler üretmemiz gerekmez mi?
Namaza kaldırmaya kıyamadığımız yavrularımızı kendi elimizle ateşe terk etmediğimizi mi zannediyoruz?
Onlar nasıl ki yanan ateşten kurtulmaları gerekiyordu, Cehennem ateşinden de öylece kurtarılmayı bekliyor.
Yalnız çocuklarımız degil, bütün çocuklar bu durumda.
Eğitimi yalnız akıl ve dünya ile sınırlamış bir sistemin kurbanları olan bu nesile, acilen kalbe ve manevi yoğun bir eğitime ihtiyacı var.
Yoksa Allah muhafaza akıbet iyi gözükmüyor.
Rabbim bizi hakkı yaşayan tavsiye eden kullarından eylesin.

YORUMLAR - YORUM YAZ      
PAYLA |

Bu yazya henz yorum yaplmad. Bu yaz iin ilk sz siz syleyin!

YAZARA AT DER YAZILAR
SONDAKKA HABERLER!
Yazarlar
msak Gne le kindi Akam Yats
05:08 06:47 12:12 14:58 17:16 18:44
Konuk Yazarlar
Edip Akar
�smail �evik
Mehmet Kara
Serhad Amed
Fethullah Zengin
Bedirhan Yi�it
Zeynep G�lery�z
Abdullah Eren
�mer �zda�
Aziz Yi�it
Makale Yarmas
Ay�e Aslan
Yahya S. Y�ld�z
Sena D�ndar
Fasih Memi�
ok Okunanlar

YORUMCU: Sorgl ztrk
YORUMCU: SMAL EVK
YORUMCU: AYEN zen
YORUMCU: mardini
YORUMCU: Veysi itm
YORUMCU: Receb nidnek
YORUMCU: tayyar elito
YORUMCU: Necmi
Mardin Hava Durumu :
MARDIN
Foto Galeri    Video Galeri    Gncel    Ekonomi    Spor    Eitim    Siyaset    Yaam    Salk    Dnya    Kltr-Sanat    Bilim-Teknoloji   

letiim - Knye - Sitene Ekle - RSS Servisi - Btn Manetler

Tm Haklar Sakldr 2012 - zinsiz ve kaynak gsterilmeden yaynlanamaz.