16 Aralık 2017 23:27          Ana Sayfa Ana Sayfa    Fotoğraf Galeri Foto Galeri    Video Galeri Video Galeri    Video Galeri RSS    İletişim    Künye    Sitene Ekle         
 
Şehid Aytaç ve Birkaç Hatıra / M. Salih Şimşek - Mardindosthaber
Şehid Aytaç ve Birkaç Hatıra
M. Salih Şimşek / kalemgam@hotmail.com
 
09 Haziran 2017 Cuma Saat 00:38

Bismillahirrahmanirrahim…

Bugün gülyüzlü şehidimiz Şehid Aytaç’ın şehadetinin yıldönümü. Evvela şehadetini tebrik ediyorum, Rabbim O’nu rahmetiyle sevindirsin ve şefaatinden de mahrum etmesin beni.

Ona dair çok şey yazmak istedim, ama her defasında parmaklarım ne kaleme ne de klavyeye uzanabildi. Öylece kalakaldım. Onu nasıl yazayım, hangi yönünden söz edeyim diye düşünürken, kısa bir yazının onu anlatmaya yetmeyeceğine karar verip, vaz geçtim. Bu defa aslında öyle olacaktı, ama en azından ona dair birkaç hatıramı zikredeyim de onu anlatmaya bir vesile olsun istedim.

Evet, o, Şehid Aytaç Baran (ra)…

Amedimizin gülyüzlü Şehidi…

Şehadeti her açıdan bir milat olmuş olan Nazenin Gülümüz…

Onurumuz…

Onunla Siirt E Tipi Kapalı Cezaevinde tanıştım. Çok gençti, gençliğinin baharındaydı. İslami şuur ve yaşayışının bir karşılığı olarak gelmişti, Hz. Yusuf’un (as) mekânına, birçok arkadaşı gibi. Onun da gömleği arkadan yırtıktı, ama bu zalimler için bir şey ifade etmiyordu. Yusuf yüzlüydü, Yusuf sözlüydü…

Bilenler bilir, mahkûmlar ring denilen ve zulmün bir nişanesi olan cezaevine özel araçlarla mahkemelere veya hastanelere götürülüp, getirilirler. Ring aracı; hava almaz, ışık vermez adamakıllı, plastik kokardı sıcak yaz günlerinde, koltukları katı plastiktendi ve belimizi inanılmaz derecede incitirdi. Tavana yakın küçücük pencereleri vardı ve her zaman kapalıydı. Pencereden sadece gökyüzünden çok küçük bir kesit çarpardı gözlerimize.

İşte Şehid Aytaç’ı ring aracında mahkemeye giderken tanıdım. Birkaç tutuklu beraber gidiyorduk. Yolda Şehid Aytaç, o tatlı diliyle, birkaç ilahi-marş söylememi istedi. İlahi ve marşlarla aramın çok iyi olduğunu biliyordu. Onu kırmadım. Söyledim. Tabi onun da bu manada yetenekli olduğunu bilmiyordum. O da birkaç ilahi söyledi. Kafadengi arkadaşlarla ringte mahkemeye gittiğimizde ilahi ve marşlar söylerdik yol boyunca. Ah, o zincir kelepçeler ne de çok acıtırdı canımızı. Bileklerimizde bıraktığı izler bazen günlerce geçmezdi.

Şehid Aytaç bir de yorum yaptı ve sesimin Kürtçe ezgilere daha uygun olduğunu söyledi. Yanımızdaki diğer arkadaşlar da ona katıldılar. Birbirimize takılarak, şakalaşarak ve ezgiler söyleyerek, mahkemeye gidip geldik. Güleryüzlü, güzel yüzlü ve tatlı dilliydi. Kalp kalbe bakar derler, biz de sevmiştik birbirimizi. O tanışıklığımız dostluğa dönüştü ve şehid olduğu ana kadar da sürdü elhamdülillah.

Tabi ben idamla yargılanıyordum, Şehid Aytaç ise üyelik cezası olan 12,5 yıl hapis cezasıyla. O aralar yasalar çıktı ve Şehid tahliye oldu. Ben de Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevine geçtim. Gel zaman git zaman Şehid, kalan cezasını yatmak üzere bir daha geldi yanımıza. Yine hasret giderdik. Kalan süre zarfında ne yapmayı düşündüğünü sordum. O zamanın moda uğraşı olan Arapça ile uğraşacağını ve öğrenmeye çalışacağını söyledi. Dua ettim ona. Ayrı odalarda kaldığımız için, sohbet günlerinde birbirimizi bazen görebiliyorduk. Bir ara Arapça okutulan odadan başka bir odaya geçtiğini duydum. Merak ettim. Onu gördüğümde nedenini sordum. Gülerek, “Arapça zormuş ya. Ben en iyisi Risale-i Nur’la meşgul olayım” dedi. Ve cezasını bitirip, tahliye olana kadar Risale-i Nur okudu.

Ah Aytaç, kimse incinmedi senden, ben şahidim. Yüzün, sünnete uygun olarak, daima mütebessimdi. Ne çok sevdik seni. İnşallah sen cennette, o namert ve alçak katillerin cehennemin dibindedir. Buna inanıyoruz. Ne bereketli geldi şehadetin. Evet, koptu yüreğimiz acından, ama katillerin de gün yüzü görmedi elhamdülillah.

Şehadetinden bir hafta kadar önceydi. Diyarbakır’a sınava gelmiştim. Kardeşimle beraber bacanağımı ziyarete gittik. Yol üzerinde HÜDA PAR’ın seçim lokali vardı. Oradan geçerken alıcı gözle bakmama rağmen tanıdık kimseyi göremedim. Dönüşte aynı yerden geçerken, Şehid Aytaç karşımıza çıktı, o her zaman gülen yüzüyle. Sıkı sıkıya sarıldık.

“Seyda, giderken seslendim duymadın” dedi. Şaşırdım tabi, “Duymamışım. Oysa ben de içeriye göz attım, tanıdık biri var mı diye”

Yine gülerek, “Yok Seyda, yaşlanmışsın. Bunu kabul et” dedi. “Sıkıntı yok, yaşlanma gibi bir fobim yok. Yaşlanmak da güzeldir” dedim ben de gülerek.

O dönem ortam çok gergin olduğu için kendisine çok dikkat etmesini istedim. Yine gülerek, “Bir şey olmaz inşallah” dedi. Yine birbirimize sarıldık ve ayrıldık.

Nereden bilirdim, O’nu son görüşüm olacaktı.

O gün eve gittiğimde, eşim, haber bültenlerinde Yeni İhya Der Başkanının vurulduğuna dair haberler olduğundan söz etti. Aklıma hiç Aytaç gelmedi. Orada çalıştığını biliyordum, ama başkanı olduğunu bilmiyordum. Hemen haberlere baktım ve Aytaç’ın ismini gördüm. Kelimeler boğazıma düğümlendi. Son görüşmemiz gözümün önünde canlandı. Ne diyeceğimi ne yapacağımı bilemedim. Amed bir kere daha al kanlara bulanmıştı. Ve yüreğimizden bir parça daha kopmuştu.

“Ya Rabbi” dedim, “En iyilerimizi aldın katına, en azizlerimizi ve en sevdiklerimizi”

Azizim, Şehidim, Aytaç’ım. Amed yar olmadı namert katillerine, bilesin. Amed hala Ameda Muhammedi’dir ve biiznillah her zaman da öyle kalacaktır.

Ne hasretin dindi, ne acın azaldı Aytaç’ım. Yerin her zaman kendini gösteriyor. Sana kavuşana kadar da dinmeyecek.

Ama bir kere daha sana söz veriyoruz ki,

Yolun yolumuz,

Sevdan sevdamız,

Davan davamız,

Kavgan kavgamız,

Kanın boynumuzun borcudur.

Bıraktığın bayrak asla düşmeyecek Allah'ın izniyle.

Sen miadımız ve miladımız oldun Şehidim. Artık senden öncesi ve senden sonrası var. Rabbim seni rahmetiyle sevindirsin.

Sana dair çok kere yazmaya tevessül ettim, ama hep yarım kaldı. Aciz düştü kelimeler, yorgun düştü parmaklarım. Hep yarım kaldı sana dair yazılarım ve şiirlerim.

Ama sana bir söz daha, bundan böyle seni de yazacak bu yürek, bu kalem ve seninle de süsleyeceğim şiirlerimi.

Rabbim, onlara bahşettiğin gibi, bana da son nefeste iman ve şehadeti bahşet. Amin…

YORUMLAR - YORUM YAZ      

Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. Bu yazı için ilk sözü siz söyleyin!

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
SONDAKİKA HABERLER!
Yazarlar
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
05:35 07:18 12:23 14:54 17:09 18:40
Konuk Yazarlar
Çok Okunanlar

YORUMCU: AYŞEN Özen
YORUMCU: mardini
YORUMCU: Veysi itmş
YORUMCU: Necmi
YORUMCU: BAV€ AMMAR
YORUMCU: AGA
Mardin Hava Durumu :
MARDIN
Foto Galeri    Video Galeri    Güncel    Ekonomi    Spor    Eğitim    Siyaset    Yaşam    Sağlık    Dünya    Kültür-Sanat    Bilim-Teknoloji   

İletişim - Künye - Sitene Ekle - RSS Servisi - Bütün Manşetler

Tüm Hakları Saklıdır © 2012 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Warning: mysql_close(): 5 is not a valid MySQL-Link resource in /home/mardindosthaber.com/httpdocs/class/mysql.class.php on line 69